Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzu

 


.:: Türk Dil Kurumu - Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzu ::.

Abecesel Liste


abaküs Fr. abacus
mat. sayı boncuğu
Basit sayma ve hesap işleri yapmakta kullanılan, her teline onar boncuk geçirilmiş hesap aracı.


aberasyon Fr. aberration
gök b. ve ruh b.sapınç
1. Özel bir görevin normal sonucuna ulaşmasına engel olan sapıklık. 2. Işık hızının sonlu olmasından dolayı bir gök cisminin görünen konumu ile gerçek konumu .arasındaki fark. 3. Bir mercek, ayna veya optik dizgenin odaklama özelliklerindeki yanlış.


ablatif Fr. ablatif
db. çıkma durumu
Ad soylu bir sözün taşıdığı kavramda çıkış bildiren, -dan / -den, - tan / -ten ekleri ile kurulan durum.


abluka İt. abloco
ask. kuşatma
Bir ülkenin veya bir yerin dış dünya ile olan her türlü bağlantısını kuvvet kullanarak kesme


abone Fr. abonné
sürdürümcü
Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse.


abonman Fr. abonnement
sürdürüm
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılan anlaşma.


absorbe Fr. absorbé
fiz. soğurma
Katı veya sıvı bir madde soğurma yoluyla bir gazı içine alma.


abstraksiyon Fr. abstraction
fel. soyutlama
Bir nesnenin özelliklerinden veya özellikleri arasındaki ilişkilerden herhangi birini tek başına ele alan zihinsel işlem, gerçeklikte ayrılamaz olanı düşüncede ayırma.


abstraksiyonizm Fr. abstractionisme
fel. soyutçuluk
Soyutlamalara, somut gerçeklerinkine eşit değer verme, amaç olarak soyutu alan tutum.


abstre Fr. abstrait
fel. soyut
Varlığı duyularla algılanamayan


absürt Fr. absurde
saçma
Akla uygun olmayan.


abuli Fr. aboulie
ruh b. irade yitimi
Karar verme, dikkat, istekli kımıldama vb. zihin veya beden etkinliğine ilişkin işleri yapamamaktan doğan sinir yorgunluğunda görülen bir belirti.


ace İng. ace
sp. servis sayısı
Teniste rakibin karşılayamadığı, doğrudan doğruya sayı getiren servis.


adaptasyon Fr. adaptation
uyarlama
Uyarlamak işi.


adapte Fr. adapté
uyarlanmış
1. Sinema, tiyatro, radyo ve televizyonun teknik imkânlarına uygun duruma getirilmiş. 2. Kişi ve yer adları değiştirilerek yerli bir eser durumuna getirilmiş (yabancı eser).


adaptör Fr. adapteur
uyarlayıcı
Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet


adenit Fr. adénite
tıp ak kan yangısı
Lenf düğümleri iltihabı.


adisyon Fr. addition
hesap
Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası.


afazi Fr. aphasie
tıp söz yitimi
Ses çıkarma yeteneği kaybolmadığı hâlde istenilen sözü bulup söyleyememe hastalığı.


aferist Fr. affairiste
dalavereci
Çıkarı için hileye başvuran kimse.


afiş Fr. affiche
ası
Bir şeyi duyurmak veya tanıtmak için hazırlanan, kalabalığın görebileceği yere asılmış, genellikle resimli duvar ilanı.


afişe Fr. affiché
ekon. açıklanmış
Açıklama yapılmış olan.


afoni Fr. aphonie
tıp ses yitimi
Ses kirişlerinin çeşitli sebeplerle işleyememesi yüzünden sesin kısılıp yok olması.


aforizm Fr. aphorisme
özdeyiş
Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz.


aforizma Fr. aphorisme
özdeyiş
Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz.


aforoz Rum.
toplum dışılama
1. Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. 2. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma.


aglütinasyon Fr. agglutination
biy. kümeleşim
Bir hastalığa karşı aşılanmış olan veya hastalık geçirmiş bir canlının kanında bulunan maddenin, hastalığın mikroplarını küme durumuna getirme olayı.


agnosi Fr. agnosie
ruh b. tanısızlık
Duyularda herhangi bir bozukluk olmamasına rağmen sinir sisteminin belirli bir yerindeki doku bozukluğundan ileri gelen algı kaybı veya yokluğu.


agnostik Fr. agnostique
fel. bilinemezci
Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğretiyi benimseyen (kimse).


agnostisizm Fr. agnosticisme
fel. bilinemezcilik
Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğreti.


agorafobi Fr. agoraphobie
tıp alan korkusu
Bazı kişilerin alan, park, sokak vb. açık alanlarda duydukları ürkeklik hastalığı.


agraf Fr. agrafe
kopça
Bir giysinin iki yanını bitiştirmeye yarayan ve metal bir halka ile bir çengelden oluşan araç.


agrafi Yun.
ruh b. yazma yitimi
Ellerinde, parmaklarında hiçbir sakatlık olmamasına karşın ruhsal sebeplerle yazma melekesini yitirme.


agrandisman Fr. agrandissement
büyültme
Fotoğraf ve resimlere boyut kazandırma işlemi.


agrega Fr. agrégat
katışmaç
Benzer olmayan maddelerden oluşmuş bütün.


agreman Fr. agrément
uygunluk
Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı.


agresif Fr. agresif
saldırgan
Başkasına saldıran, yapısında saldırma özelliği olan (devlet, kimse, hayvan).


ajanda Fr. agenda
andaç
Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter.


ajitasyon Fr. agitation
1. körükleme, 2. tıp çırpıntı
1. Körüklemek işi. 2. Ruhsal gerginliğin dışa vurması.


ajitatör Fr. agitateur
körükleyici
Körükleme işini yapan.


ajite Fr. agité
körüklenmiş
Bir kimse tarafından kötü bir iş yapması için harekete geçirilmiş.


akreditasyon Fr. accreditation
denklik
Denk olma durumu.


akreditif Fr. accréditif
1. ekon. güven yazısı, 2. ekon. kredi mektubu
1. Belirli bir nicelikteki para için, bir bankanın yükümlülüğü altında, üçüncü bir kişi yararına bir başka bankada veya aracısında açtırılan hesap. 2. Bankaların veya mali kuruluşların müşterilerine ticari işlemlerle ilgili kredi hesabı açtırmak için şubelerine veya muhabirlerine gönderdikleri yazı.


akrobasi Fr. acrobatie
cambazlık
Cambazın işi veya mesleği.


akrobat Fr. acrobate
cambaz
Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse.


akromatopsi Fr. achromatopsi
tıp renk körlüğü
Bütün renkleri veya birkaç rengi, özellikle kırmızı ile yeşili birbirinden ayırt etmeye engel olan görme bozukluğu.


akronim İng. acronym
db. kısma ad
Kısaltması yapılacak kelime veya kelimelerin ünlü ve ünsüzlerinden yararlanarak gerektiğinde bir ünlü ekleyerek akılda kalabilecek bir söz oluşturma.


aks Fr. axe
dingil
Tekerleklerin merkezinden geçen ve taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş mil.


akselerograf Fr. accélérographe
fiz. ivmeyazar
Bir hareketin ivmesini çizerek belirleyen araç.


akselerometre Fr. accéléromètre
fiz. ivmeölçer
Bir hareketin ivme niceliğini belirten, taşıtın hızlanmasından doğan sarsıntıları, titreşimleri gösteren araç.


aksiyom Fr. axiome
man. belit
Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme.


aktivist Fr. activiste
etkinci
Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştiren kimse.


aktivite Fr. activité
etkinlik
Bir işletmenin, bir kurumun belli bir alandaki eylemi.


aktivizm Fr. activisme
fel. etkincilik
1. Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştirme. 2. İnsan hayatı ve düşüncesinde başlıca gerçekliğin etki ve eylem olduğunu öne süren öğreti ve dünya görüşü.


aktüalite Fr. actualité
güncellik
Güncel olma durumu.


aktüalizm Fr. actualisme
fel. edimselcilik
Geçmiş jeolojik olayların bugünkülere bakarak açıklanabileceğini ileri süren öğreti.


aktüel Fr. actuel
1. güncel, 2. fel. edimsel
1. Günün konusu olan, şimdiki, bugünkü (haber, olay vb.). 2. Edim niteliğinde olan, gerçek olarak var olan.


akustik Fr. acoustique
1. yankı bilimi, 2. yankılanım
1. Fizik biliminin konusu ses olan kolu. 2. Kapalı bir yerde seslerin dağılım biçimi.


akut Alm. akut
tıp iveğen
Çabuk ilerleyen.


akuzatif Fr. accusatif
db. belirtme durumu
Yüklemi geçişli bir fiil olan cümlede fiilin doğrudan etkilediği, -ı/ -i, -u/ -ü ekini almış ad.


akvarist Fr. aquariste
akvaryumcu
Bilim ve sanatı kullanarak akvaryum ortamında balık vb.ni besleyen kimse.


alafranga İt. alla franca
Batılıca
Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili.


alakart Fr. à la carte
seçmeli yemek
Yemek listesinden seçilen, fiyatları ayrı ayrı hesaplanan yemek.


alaturka İt. alla turca
Doğuluca
Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun.


albinos Fr. albinos
akşın
Doğuştan boya maddesi bulunmadığı için kıllarında ve gözlerinde, bazen de derisinde ak olan (hayvan veya insan).


alegori Fr. allégorie
ed. yerine
Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme.


alegorik Fr. allégorique
ed. yerinel
Alegori ile ilgili.


aleksi Fr. alexie
tıp okuma yitimi
Görmede hiçbir bozukluk olmadığı hâlde okuma yetisinin yok olması.


alfabe Fr. alphabet
db. abece
Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü.


alfabetik Fr. alphabétique
abecesel
Alfabe sırasına göre dizilmiş.


alivre Fr. à livrer
ekon. önceden satış
Ürün daha tarladayken, yetiştiği zaman teslim edilmek üzere, önceden pey verilerek yapılan satış.


alkalimetre Fr. alcalimètre
kim. alkalölçer
Alkalilerin saflık derecesini belirtmeye yarayan cihaz.


alkolmetre Fr. alcoolmètre
kim. alkolölçer
1. Sıvılardaki alkol oranını ölçmeye yarayan cihaz. 2. İçilen alkol miktarını ölçmeye yarayan araç.


almanak Fr. almanach
yıllık
Yılın gün, hafta, ay vb. bölümlerinden başka, bayram, yıl dönümü gibi belli günleri ve birtakım astronomi, meteoroloji, istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim.


alogami Fr. allogamie
bit. b. tozlaşma
Erkek organlardaki çiçek tozunun, rüzgâr veya böceklerin aracılığıyla çiçeklerin tepeciğine konması.


alpinist Fr. alpiniste
dağcı
Dağa tırmanma sporu yapan kimse.


alpinizm Fr. alpnisme
dağcılık
Dağa tırmanma sporu.


alternatif Fr. alternatif
1. seçenek, 2. almaşık, 3. fiz. dalgalı
1. Birinin yerine seçilebilecek bir başka yol, yöntem. 2. Almaşlı olarak işleyen. 3. Belli dalga boylarını alabilen.


altimetre Fr. altimètre
yükseklikölçer
Bulunulan yerin yüksekliğini gösteren aygıt.


amatör Fr. amateur
özengen
Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse).


ambargo Fr. embargo
engelleyim
Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak.


ambiyans Fr. ambiance
hava
Durum, ortam, çevre.


amblem Fr. emblème
belirtke
Soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya.


ambulans Fr. ambulance
cankurtaran
Hasta veya yaralı taşımaya uygun hazırlanmış özel araç.


amenajman Fr. aménagement
huk. düzenleyim
Devlete ve kişilere ait ormanların, önceden hazırlanıp kabul edilmiş esaslara uygun olarak işletilmesi.


Amerikanizm Fr. américanisme
Amerikancılık
Amerikancı olma durumu.


amfibi Fr. amphibie
1. biy. iki yaşamlılar, 2. yüzergezer
1. Hem suyun içinde hem de karada yaşayabilen canlılar. 2. Karada olduğu gibi suda da kullanılabilen (araba, tank, uçak vb. araç).


amfibik Fr. amphibique
iki yaşamlı
Hem suyun içinde hem karada yaşayabilen.


amnezi Fr. amnésie
tıp bellek yitimi
1. Büyük sarsıntı, humma yüzünden belleğin bozulması veya kaybolması biçiminde beliren ruh hastalığı. 2. Belleğin kısa bir süre durup işlememesi


amniyon Yun.
anat. döl kesesi
İçinde embriyo veya fetüsün bulunduğu amniyon sıvısı ile dolu boşluğu çeviren zar.


amor Fr. amour
aşk
Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu.


amoralizm Fr. amoralisme
fel. töre dışıcılık
Töreyi inkâr eden öğretilerin genel adı.


amorf Fr. amorphe
fiz. biçimsiz
Kendine özgü billurlaşmış bir biçimi olmayan (madde).


amortisman Fr. amortissement
yıpranma payı
Taşınmaz malların aşınmalarına karşılık olarak yıllık kârdan ayrılan belirli pay.


ampermetre Fr. ampèremètre
fiz. akımölçer
Bir elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan aygıt.


ampirik Fr. empirique
1. görgül, 2. deneysel
1. Bir kurama değil yalnızca gözleme dayalı. 2. Deneye başvurularak yapılan, deneyle olan, deneyle ilgili.


ampirist Fr. empiriste
fel. deneyci
Deneycilik yanlısı olan.


ampirizm Fr. empirisme
fel. deneycilik
1. Bilginin gözlem, deneme veya duyular ile elde edilebileceğini ileri süren geleneksel öğreti. 2. Organizma ile durum veya çevre arasında bir etkileşim olarak yaşantıya önem veren, bilgiyi, simgelerle iletişimi yapılan denetimli ve yeniden düzenlenmiş yaşantı biçiminde düşünen çağdaş bir felsefe anlayışı.


amplifikatör Fr. amplificateur
fiz. yükselteç
Alçak veya yüksek frekanslı akımların yararlı etkilerini artırmaya yarayan araç.


anabolizma Fr. anabolisme
biy. özümleme
Özümlemek işi.


anafilaksi Fr. anaphylaxie
fiz. aşırı duyarlık
Organizmaya giren yabancı bir madde yüzünden canlı varlıklarda oluşan aşırı tepki.


anakronizm Fr. anachronisme
tarih yanılgısı
Tarihlendirmede yanılgı içinde bulunma.


analist Fr. analyste
çözümleyici
Çözümleme yapan kimse.


analitik Fr. analytique
çözümlemeli
Çözümlemeye dayanan, çözümle ilgili.


analiz Fr. analyse
fiz. çözümleme
Bir maddenin birleşimindeki yalın cisimlerin niteliğini veya niceliğini anlamak için yapılan işlem.


analizör Fr. analyseur
çözümler
Analiz yapan cihaz, aygıt veya organ.


analjezi Fr. analgésie
tıp ağrı yitimi
Sinir bozukluğu, çok ilaç alma, donma vb. sebeplerle acı duyumunun birazının veya tamamının yok olması.


analjezik Fr. analgésique
tıp ağrı kesici
Ağrı duyusunu ortadan kaldıran, dindiren (ilaç vb.).


anarşi Fr. anarchie
kargaşa
Kışkırtma ve karışıklık yoluyla toplumda ortaya çıkan düzen bozukluğu.


anarşik Fr. anarchique
kargaşalı
Kargaşa niteliğinde olan.


anarşist Fr. anarchiste
kargaşacı
Kargaşa çıkaran kimse.


anarşizm Fr. anarchisme
kargaşacılık
Tarihsel şartlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldırılmasına çalışan öğreti.


anartri Fr. anarthrie
tıp dil tutukluğu


anchorman İng. anchorman
ana haber sunucusu
Toplanan haberleri önem derecesine göre değerlendiren ve yayımlayan yetkili sunucu.


ançüez Fr. anchois
hamsi ezmesi
Genellikle hamsi, bazen de çaça, sardalya veya tirsi balıklarından yapılan tuzlu ve yağlı ezme.


anekdot Fr. anecdote
hikâyecik
Kısa veya özlü anlatımı olan hikâye.


anemi Fr. anémie
tıp kansızlık
Kanda alyuvar sayısının ve hemoglobin miktarının azalmasından ileri gelen bir hastalık durumu.


anemik Fr. anémique
tıp kansız
Kanı az olan, çok kan kaybetmiş olan.


anemometre Fr. anémomètre
yelölçer
Rüzgârın veya gaz durumundaki akışkanların akış hızını ölçmeye yarayan aygıt.


anemon Fr. anémone
bit. b. dağ lalesi
Düğün çiçeğigillerden, mor renkli, çan biçimli tüylü çiçekleri olan otsu bir bitki.


angaje Fr. engage
bağlanmış
Bağlı olan.


angajman Fr. engagement
bağlantı
Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma.


angarya Rum.
yüklenti
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş.


animasyon Fr. animation
sin. ve <İ>TV canlandırma
1. Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sırasında hareket duygusu verebilecek bir biçimde düzenleme ve filme aktarma işi. 2. Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapma.


animatör Fr. animateur
canlandırıcı
Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapan kimse.


animizm Fr. animisme
fel. canlıcılık
Olup bitenin, ruhlar alanının gizli güçleri tarafından yönetildiğine inanan ilkel anlayış.


anjirografi Fr. angiographie
tıp damar görüntüleme
Damar içine X ışınlarını geçirmeyen bir madde verildikten sonra damarların filminin alınması.


anketör Fr. enquêteur
anketçi
Anket yapan kimse.


anomali Fr. anomalie
ruh b. sapaklık
Hastalık niteliğinde olmamakla birlikte, normalden belirgin durumda sapma gösterme durumu.


anonsör Fr. annonceur
sunucu
Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı sunan, açıklayan kimse.


anot Fr. anode
fiz. artı uç
Elektrikli çözümlemede, sıvıya batırılıp akımın geçmesini sağlayan iletken uçlardan artı yüklü olanı.


ansambl Fr. ensemble
müz. topluluk
Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup.


antagonist Fr. antagoniste
düşman
Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse.


antagonizm Fr. antagonisme
düşmanlık
Düşmanca duygu veya davranış.


antagonizma Fr. antagonisme
tezat
Karşıtlık, karşıt olma.


antet Fr. en-tête
başlık
Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres.


antidot Fr. antidote
panzehir
Zehrin etkisini ortadan kaldırabilme özelliği olan madde.


antidumping İng. antidumping
tic. karşı düşürüm
Ucuzluğa karşı yapılan ucuzluk.


antifriz İng. antifreeze
dondurmaz
İçine katıldığı sıvının belli bir dereceye kadar donmasını önleyen kimyasal bir madde.


antikite Fr. antiquité
1. eskilik, 2. tar. İlk Çağ
1. Eski olma durumu. 2. En eski zamanlardan başlayarak Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküş yılı olan miladi 476'ya kadar süren çağ.


antinomi Fr. antinomie
fel. çatışkı
Yasaların veya önermelerin kendi aralarında çelişikliği.


antiparazit Fr. antiparasite
tıp asalaksavar
Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlıyı yok eden.


antipati Fr. antipathie
1. sevimsizlik, soğukluk, iticilik, 2. ruh b. karşıt duygu
1. Sevimsiz olma durumu. 2. Sevimsiz olma durumu. 3. İtici olma durumu. 4. ruh b. Bazı kişilere veya varlıklara karşı duyulan ve belirli bir sebebe dayanmayan hoşnutsuzluk durumu.


antipatik Fr. antipathique
sevimsiz, itici, soğuk
1. Hoşa gitmeyen. 2. Soğuk, benimsenilmeyen, sevimsiz, sevilmeyen, beğenilmeyen. 3. Sevimsiz veya yersiz.


antoloji Fr. anthologie
ed. seçki
Şairlerin, yazarların, bestecilerin eserlerinden alınmış, seçme parçalardan oluşan eser.


antrakt Fr. entracte
sin. ve tiy. ara
Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre.


antre Fr. entrée
giriş
Bir yapıda içeri geçilen yer.


antrenman Fr. entraïnement
sp. alıştırma
Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılan uygulama, hazırlık çalışması.


antrenör Fr. entraîneur
sp. çalıştırıcı
Bir spor dalında, sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişi.


antropoit Fr. anthropoïde
insansı
Bir spor dalında, sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişi.


antropolog Fr. anthropologue
insan bilimci
İnsan bilimi uzmanı.


antropoloji Fr. anthropologie
insan bilimi
İnsanın kökenini, evrimini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim.


antropolojik Fr. anthropologique
insan bilimsel
İnsan bilimiyle ilgili.


antropomorfizm Fr. anthropomorphisme
fel. insan biçimcilik
İnsanın niteliklerinin başka bir varlığa, özellikle Tanrı'ya aktarılması.


antroposantrizm Fr. anthropocentrisme
fel. insanmerkezcilik
İnsanı evrenin merkezi sayan, bütün öbür yaratıkların insan için yaratılmış olduklarını söyleyen dinî nitelikli öğreti.


apaş Fr. apache
hayta
Başıboş, bir baltaya sap olamamış.


aperitif Fr. apéritif
ön içki
İştah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki.


apolet Fr. épaulette
ask. omuzluk
Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformaların omuzlarına takılan işaretli parça.


aposteriori Lat.
fel. sonsal
Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan (bilgi).


apostrof Fr. apostrophe
db. kesme işareti
Özel adlara, kısaltmalara ve sayılara getirilen ekleri, iki sözün birleşmesi sırasında ortaya çıkan ses düşmesini belirtmek için kullanılan noktalama işaretinin adı.


apraksi Fr. apraxie
tıp beceri yitimi
İnme veya duyusal bir bozukluk olmaksızın belirli bir amaca yönelik hareketi yapamama durumu.


apriori Fr. à priori
fel. önsel
Hiçbir denemeye dayanmayan ve akıl yordamıyla bulunup ortaya konan.


aranje Fr. arrangé
müz. düzenlenmiş
Başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için üzerinde değişiklik yapılmış (eser).


aranjman Fr. arrangement
müz. düzenleme
Belirli bir düzene göre bir araya getirilmiş olan nesne.


aranjör Fr. arrangeur
düzenleyici
1. Herhangi bir işi, kuruluşu gerçekleştirip düzenli sonuç alınmasını üstlenen kimse. 2. müz. Belirli sesler, çalgılar veya topluluklar için yazılmış bir eserin, başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için o eserde değişiklikler yapan kimse.


arbitraj Fr. arbitrage
tic. ara kazanç
Hisse senedi, tahvil, yabancı para vb. değerli kâğıtları daha kârlı görülen başka kâğıtlarla değiştirme işi.


arboretum Lat.
ağaç parkı
Örnek olabilecek çeşitli ağaçların ve bitkilerin bilimsel amaçlarla yetiştirildiği alan.


areometre Fr. aréomètre
kim. sıvıölçer
Bir sıvının özgül ağırlığını ölçmeye yarayan alet.


argüman Fr. argument
kanıt
Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge.


arkeolog Fr. archéologue
kazı bilimci
Arkeoloji ile uğraşan kimse.


arkeoloji Fr. archéologie
kazı bilimi
Tarih öncesi ve eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat açısından inceleyen bilim.


arkeolojik Fr. archéologique
kazı bilimsel
Arkeoloji ile ilgili.


arketip Fr. archétype
kök örnek
Bir nesnenin bilinen ilk ve en özgün biçimi.


arma İt. arma
ongun
Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil.


armada İt. armata
den. donanma
Bir devletin deniz kuvvetleri.


aroma İt. aroma
hoş koku
Bitki özlerinden veya yağlarından elde edilen koku.


aromaterapi Fr. aromathérapie
koku tedavisi
Çeşitli doğal kokulu maddelerle yapılan tedavi yöntemi.


aromatik Fr. aromatique
hoş kokulu
Hoş kokusu olan.


arşiv Fr. archives
belgelik
Belge ve yazıların saklandığı yer.


arter Fr. artère
anat. atardamar
Kalbin sağ karıncığından akciğerlere, sol karıncığından vücudun diğer bölümlerine kan taşıyan damar.


artikülasyon Fr. articulation
dil b. boğumlanma
Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması.


asamble Fr. assemblée
kurul
Bir işi yapmak, yönetmek veya bir kurum ve kuruluşu temsil etmek için görevlendirilmiş kişilerden oluşmuş topluluk.


asenkron Fr. asynchrone
uyumsuz
Eş zamanlı olmayan, başlama ve bitme anları başka olan (olaylar).


asidimetre Fr. acidimètre
kim. asitölçer
Bir asidin özelliğini, konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz.


asimetri Fr. asymétrie
mat. bakışımsızlık
Bakışımsız olma durumu.


asimilasyon Fr. assimilation
1. biy. özümleme, 2. db. benzeşme
1. Özümlemek işi. 2. Kelime içinde, yan yana düşen iki sesten birinci sesin ikincisinin etkisiyle değişmesi


asimptot Fr. asymptote
mat. sonuşmaz
Sonsuza giden bir eğrinin çeşitli noktalarının gittikçe yaklaştığı başka bir eğri veya doğru.


asistan Fr. assistant
1. yardımcı, 2. araştırma görevlisi
1. Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb. 2. Yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen görevleri yapan öğretim yardımcısı.


asparagas İng. asparagus
uydurma
Gerçek olmayan, gerçekmiş gibi gösterilen haber.


aspiratör Fr. aspirateur
fiz. emmeç
1. Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt. 2. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç.


astrofizik Fr. astrophysique
gök. b. yıldız fiziği
Yıldızların ışığını inceleyen, fizik yapılarını araştıran bilim kolu.


astrolog Fr. astrologue
gök. b. yıldız falcısı
Yıldızların durum ve hareketlerinden anlam çıkararak falcılık yapan kimse.


astroloji Fr. astrologie
gök. b. yıldız falcılığı
Yıldızların etkilerinin incelenmesi yoluyla insanların yazgısını önceden görme ve karakterlerini belirleme uğraşısı.


astronom Fr. astronome
gök bilimci
Gök bilimiyle uğraşan bilgin.


astronomi Fr. astronomie
gök bilimi
Gök cisimlerinin konumlarını, hareketlerini, birbirine olan uzaklıklarının ölçülmesini, bunların fizik ve kimya bakımından yapılarını inceleyen bilim.


astronomik Fr. astronomique
gök bilimsel
Gök bilimiyle ilgili.


astronot Fr. astronaute
gök. b. uzay adamı
Uzay gemisini uzayda yöneten kimse.


ataş Fr. attache
tutturgaç
Kâğıtları birbirine tutturmak için kullanılan telden yapılmış araç.


atavizm Fr. atavisme
ant. atacılık
Uzaklarda bulunan ve birçok kuşaktan beri görünmeyen birtakım özelliklerin yeni bir kuşakta birden ortaya çıkması, ataya çekme.


ateist Fr. athéiste
fel. tanrıtanımaz
Tanrı'nın varlığını inkâr eden.


ateizm Fr. athéisme
fel. tanrıtanımazlık
Tanrı'nın varlığını inkâr eden öğreti.


atölye Fr. atelier
işlik
Zanaatçıların veya resim, heykel sanatlarıyla uğraşanların çalıştığı yer.


atraksiyon Fr. attraction
eğlendiri
Gazino, bar vb. yerlerde müşterileri oyalamak, eğlendirmek amacıyla yapılan ilgi çekici gösteri.


au pair Fr. au pair
bakıcı
Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse.


aut İng. out
sp. dış
Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması.


avangart Fr. avant-garde
öncü
Bir sanat ve düşünce akımını, çağına göre yeni bir görüşü başlatan kimse veya eser.


avans Fr. avance
öndelik
Yapılacak bir hizmet veya satın alınacak bir mal için anlaşmaya göre önceden ödenen miktar.


avantaj Fr. avantage
1. üstünlük, 2. kazanım, 3. yarar
1. Üstün olma durumu. 2. Bir iş yerinde çalışanlara sağlanan hukuksal, sosyal ve mali her türlü hak. 3. Bir işten elde edilen iyi sonuç.


avantür Fr. aventure
macera
Baştan geçen ilginç olay veya olaylar zinciri.


averaj Fr. average
1. ortalama, 2. sp. sayı farkı
1. İki veya ikiden fazla sayının toplamının toplanan sayıların adedine bölünmesiyle elde edilen (sayı). 2. Futbol vb. karşılaşmalarda bir takımın elde ettiği sayıların, karşı takımın elde ettiklerine oranlanmasıyla bulunan sayı.


aysberg İng. iceberg
coğ. buz dağı
Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akıntılarla yer değiştiren büyük buz parçası.


aysfilt İng. ice-field
coğ. buzla
Deniz suyunun donmasıyla kutup bölgelerinde oluşan buz alanı.


azotometre Fr. azotomètre
kim. azotölçer
Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygıt.