Sıkça Karıştırılan Sözler

 
 Söz    


seri  seri:    sıcaklık  ısı    şura  şûra    tabii  tabi    tahrifat  tahribat    takdir  taktir    tavsiye  tasfiye    teamül  temayül    tefriş etmek  teşrif etmek    tellak  natır    tellal  tellak    temiz  temyiz    teskere  tezkere    uhde  ukde    ücret  para    vakıa  vâkıâ    vakıf  vâkıf    varis  vâris    vasi  vâsi    yad  yâd    yakın  yaklaşık   

tabii

  sf. (tabii:) 1. Doğada olan, doğada bulunan. 2. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi: "Sıcaklar arttıkça serin yerler aramak, âdeta tabii bir ihtiyaç hâline geliyor." -A. Rasim. 3. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan: "Beklenen cevap gelince derhâl yazılacağı tabiidir." -Atatürk. 4. Yapmacık olmayan, doğal: "Eğer sürmenin üstüne bunu sürmezsen renk tabii olmaz." -P. Safa. 5. Katıksız, saf, doğal: Tabii meyve suları. 6. zf. (ta'bi:) Elbette, doğallıkla, doğal olarak, işin gereği olarak: "Yurttaşlarım arasında bana bu yabancılığı çektirmemek isteyenler de oldu tabii." -A. Ağaoğlu.


tabi

 (I) sf. (ta:bi) Bağımlı: "Sanki bütün kamara, bütün halk, onlara tabi, onlara mahkûmdu." -P. Safa.
(II) a. (ta:bi) esk. 1. Basıcı. 2. Yayımcı.