Sıkça Karıştırılan Sözler

 
 Söz    


mahsur  mahzur    maiyet  mahiyet    mani  mâni    meşruiyet  meşrutiyet    metin  metîn    muhabere  muharebe    muhasebe  musahabe    mürteci  mülteci    mütehassis  mütehassıs    mütevazi  mütevazı    nakil  nâkil    nazım  nâzım    nefis  nefîs    nüfus  nüfuz    olasılık  olanak    oldukça  çok, çok fazla    öğretim  öğrenim    özel  özgü    sadır  sâdır    sari  sâri    seri  seri:   

ücret

  a. 1. İş gücünün karşılığı olan para veya mal: "Ücret hizmet mukabilidir. Ne yapıyorsun ki sana para verelim?" -N. Hikmet. 2. Kiralanan veya satın alınan bir şey için ödenen para: "Fiyatından daha yüksek bir ücretle satın aldı." -P. Safa.


para

  a. 1. ekon. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit: "Çıkarken elini göğsüne sokup bir kese çıkardı, keseden alabildiği kadar para alıp delikten attı." -F. Otyam. 2. Kazanç: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir." -S. F. Abasıyanık. 3. esk. Kuruşun kırkta biri.