Sıkça Yapılan Yanlışlara Doğrular

 
Sözlük'te  


.:: Türk Dil Kurumu - Sıkça Yapılan Yanlışlara Doğrular ::.
istepne  x   stepne  §sa:it  x   sait  §saba  x   saba: (sabah yeli)  §sada  x   seda:  §safa  x   sefa:  §sağnak  x   sağanak  §sahne almak  x   sahneye çıkmak  §sala  x   sela:  §salomanje, salomance  x   salamanje  §sandoviç, sandöviç, sandüviç  x   sandviç  §santranç  x   satranç  §sarmısak  x   sarımsak  §satlık  x   satılık  §selamı  x   sela:mı  §senle  x   seninle  §seramoni  x   seremoni  §serbes  x   serbest  §seyehat  x   seyahat  §sezeryan  x   sezaryen  §Sıvas  x   Sivas  §sigara kullanmak  x   sigara içmek  §silahşör  x   silahşor  §siluet  x   silüet  §sitriptiz  x   striptiz  §siyasal  x   siya:sal  §sohpet  x   sohbet  §sollama yapmak  x   sollamak  §sovan  x   soğan  §soy kırımı  x   soykırım  §statyum  x   stadyum  §steteskop  x   stetoskop  §su basmanı  x   subasman  §subap, supab, sibop  x   supap  §sueter  x   süveter  §südyen, sudyen  x   sütyen  §sükûtuhayal  x   sukutuhayal  §süpriz, süprüz  x   sürpriz  §sütüdyo  x   stüdyo  §yaprak dolması  x   sarma  §


fullemek xdoldurmak
    (-i) 1. Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek: “Bunu bilmek içimi kederle dolduruyordu.” -A. Ağaoğlu. 2. Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek. 3. (nsz) Ateşli silahların içine mermi sürmek: “İki tabanca getirdiler, takır takır doldurdular.” -F. R. Atay. 4. (nsz) Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak: “Osmanlı tabiiyetini haiz Müslim diye, yol tezkeresi doldururlardı.” -Ö. Seyfettin. 5. Yaşını, yılını bitirmek: “Yirmi yaşını dolduralı bir iki seneden fazla olmamıştı.” -O. V. Kanık. 6. Ses, koku yayılıp kaplamak: “Odanın içini kızarmış bir ekmek kokusu doldurmuştu.” -S. F. Abasıyanık. 7. Belirli bir süreyi kaplamak, almak: “Balıkçılara yardım etmek bütün zamanını doldurmayınca kentin içerilerine, gecekondu mahallelerine gitti.” -A. Kutlu. 8. (-le) mec. Canlılık kazandırmak: “Evi sade sesiyle değil, vücudu ile de doldurdu.” -H. Taner. 9. mec. Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek: “Ah, biliyorum, biliyorum seni o gece doldurdular.” -Y. K. Karaosmanoğlu.